Breaking

LightBlog

16 Eylül 2017 Cumartesi

Gördüklerimiz; Hayallerimizden ibaret..

Gördüğünüz Şey Hayalinizin Bir Ürünüdür


Algılarınız dünyaya açılan pencerelerinizdir. Muhtemelen siz de algılarınızın gerçekliği doğru şekilde tasvir ettiğini düşünerek iyi iş yaptıklarını sanıyorsunuz. Kendinizi kandırmayın. Duyusal algı – özellikle de görme duyusu- hayalinizin bir ürünüdür. Vancouver Kanada’daki British Columbia Üniversitesi’nden psikolog Ron Rensink: “Deneyimlediğiniz şey çoğunlukla zihninizin bir ürünüdür. Gözlerinizden gelen bilgiyle beslenir ancak gerçekliği olduğu gibi yansıtmaz.”
http://okyanusum.com/makale/gordugunuz-sey-hayalinizin-bir-urunudur/

Görme sisteminin temel özellikleri dikkate alındığında başka türlüsü olamazdı zaten. Mesela yaklaşık her 5 saniyede bir göz kırparsınız. Ama bunu düşünmezseniz; ki muhtemelen şu anda düşünüyorsunuz, kararmaları hiç fark etmezsiniz çünkü beyniniz bunu siler.
Göz kırpma buz dağının sadece görünen ucu. Gözleriniz açıkken bile mevcut görsel bilginin sadece bir kesitini görüyorsunuz.
Retinanızın merkezinde, yaklaşık 1 milimetrelik alan içinde yoğun olarak fotoreseptörler bulunmaktadır. Burası fovea’dır: Detayların ve renkleri algılamanın en iyi olduğu yer olan görsel sistemdeki muhteşem alan. Rensink: “Foveadan uzaklaştığınızda, görsel keskinlik azalır ve renkli görme kaybolur.” Foveadan yaklaşık 10 derece yana kaydığınızda, görsel keskinlik maksimumun sadece %20si kadardır.
Bu şu demektir: Görsel alanın, tam renkli ve de ayrıntılı halinin aynı anda sadece küçük bir yüzdesini yakalayabilirsiniz. Elinizi kolunuz mesafesine kaldırın ve başparmak tırnağınıza bakın. Bu kabaca foveanın kapsadığı alandır. Geri kalanın çoğunluğu bulanık monokrom(renksizlik)dur.
Ama görme dediğimiz şey böyle hissettirmez. Görme tıpkı bir film gibidir. Bunun bir nedeni de gözlerinizin sürekli olarak görsel sahne üzerinde geziniyor olmasıdır; bir an bir noktadayken derhal diğer bir noktaya kaymaktadır. Bu düzensiz göz hareketlerine “göz sekmesi”(saccade) denir. Bunlar saniyede yaklaşık 3 defa gerçekleşir ve 200 milisaniye kadar sürer. Her bir sabitleme ile görsel sisteminiz yüksek çözünürlüklü bir detay yakalar ve bir bütünlük ilüzyonu oluşturacak şekilde bunları birbirine bağlar.
Sekmeler esnasında kör olduğunuzu düşünecek olursak bu aslında muhteşem bir şeydir. Gözleriniz bir sabitlenmeden diğerine geçerken bilgiyi aktarmayı bırakmaz ama yaklaşık 100milisaniye beyniniz bunu proses etmiyordur.) (Ç.N. gözün odaklandığı bir noktadan diğerinde yaptığı o kısacık “saccade”ler sırasında insan kör olur. Eğer kör olmak yerine o geçişteki her şeyi algılayabilseydi, gözünü açamayacak kadar başı dönerdi. İşte o kör olunan anları da insan beyni kendiliğinden tamamlar.)
Aynaya bakın ve gözlerinizi soldan sağa ve tekrar sağdan sola doğru hızlıca hareket ettirin. Gözlerinizin hareket ettiğini görmeyeceksiniz. Bunun nedeni hareketin çok hızlı olması değil, beyninizin bilgiyi proses etmiyor olmasıdır. (diğer insanların göz sekmeleri görülebilir.)
Her gün yaklaşık 150 bin defa göz sekmesi yaptığınızı düşünecek olursak, uyandıktan sonra görsel sisteminiz her gün yaklaşık 4 saat boyunca kapalı durumdadır. Ama yine de hiçbir şeyi eksik olarak algılamazsınız.
Bunun gibi parça parça bilgiyi beyninizin nasıl tamamladığını ve bizim gerçeklik olarak algıladığımız son derece akıcı renkli bir film haline nasıl dönüştürdüğünü hala bilmiyoruz. Yaygın bir görüşe göre, beynimiz bir tahminde bulunuyor ve bunu doğrulamak için de fovea dan faydalanıyor. Rensink: “İçimizden bir şeyler yaratıyoruz, sonra da bunu tekrar tekrar kontrol ediyoruz. Esasında beynimizin şu anda neler olduğuna dair en iyi tahminini deneyimliyoruz.”
Şimdi”yi yaratmak konusunda görsel sistemin çok daha önemli bir işlevi var: geleceği tahmin etmek. Foveaya gelen bilgi derhal bilinçli algıya gönderilemiyor. Öncelikle görme sinirine gider ve beyin tarafından proses edilir. Bu süre birkaç  yüz milisaniye sürer ki bu arada da hayat devam etmektedir. Dolayısıyla beyin 200milisaniye sonra dünyanın nasıl görüneceğine dair bir tahminde bulunur ve işte sizin gördüğünüz de budur. Geleceğe dönük bu projeksiyon olmaksızın, bir topu yakalayamaz, hareket halindeki objelerden kaçamaz veya bir şeylere çarpmadan ortalıkta dolaşamazsınız.
Görsel sistemde, kaçırılmaması gereken şeylere karşı sizi bihaber hale getirebilecek başka bir büyük boşluk daha var. Foveanızı görsel alan üzerinde gezindiren düzensiz hareketler rastgele olmazlar; beyninizin dikkat sistemi tarafından yönlendirilirler. Bazen bilinçli olarak ne yapacağınıza karar verirsiniz, mesela kitap okumak gibi. Diğer zamanlarda, yandan gördüğünüz bir hareket ya da beklenmedik bir ses tarafından dikkatiniz dağılır.
Dikkatle ilgili esas problem bunun sınırlı bir kaynak olmasıdır. Hala bilinmeyen nedenlerden dolayı pek çok insan aynı anda 4 yada 5 ten fazla hareket halindeki objeyi takip edemezler. Bu durum, gözünüzün önünde bile olsa bazı şeylerden görsel sisteminizin bihaber olmasına neden olabilir.
Dikkatsiz körlük” denilen bu durumla ilgili en bilindik video ‘görünmeyen goril’ videosudur. İzleyicilerden bir basketbol oyununu dikkatle izlemeleri istenir. Katılımcıların neredeyse yarısı ekranda goril kıyafeti giymiş bir kişinin geçip gittiğini, göğsünü yumrukladığını görememiştir.

Sayfalar

Adbox